Eş-Yakın Anlamlı, Anlamdaş Kelimeler Sözlüğü
-
Safiyet kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Saflık - Zeng Etmek kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Telefon Etmek
- Yave kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Boşboğazlık, Cefengiyat
- Borçlanma kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı İstikraz
- İhbar kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Bildirme, Duyurma, Haber Verme, Habercilik, Bildirim, Ele Verme
- Şişmanca kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Tıknaz
- Kuldur Destesi kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Çete, Şebeke
- Omuz kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Çiğin, Dal
- Repo kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Faiz
- Pilot kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Uçman
- Seher kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Tansal, Sabah
- Tazim kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Ululama
- Olaysız kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Sütliman
- Koyun Bakışlı kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Budala, Şaşkın
- Uygunsuz kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Ekşi, Münasebetsiz, Yersiz
- Ülke kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Devlet, Diyar, El, İklim, İl, Memleket, Mülk, Toprak, Yer
- Paralıca kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Zengin
- Süt Beyaz kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Bembeyaz, Apak
- Çöküntü kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Çökme, Enkaz, Göçük, Kriz, Teressübat, Depresyon
- İkrar Etmek kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Kabul Etmek, Söylemek
- Nitelemek kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Karakterize Etmek, Tavsif Etmek, Vasıflandırmak
- Sofistike kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Karmaşık, Yapmacık
- Tüzel kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Hukuki
- Jüpiter kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Erendiz, Müşteri
- Örtmek kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Almak, Atmak, Basmak, Bürümek, Çekmek, Gizlemek, Kapamak, Kaplamak, Saklamak, Sarmak
- Hafif kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Kolay, Hoppa, Az, Fazla Olmayan, Ferah, Rahat, Uçuk, Yavaş, Yumuşak, Yüngül, Yeğni
- Toplu İğne kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Sancak
- Şar kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Büyük Kent, Şehir
- Azap kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Sıkıntı, Ezinç, Büyük Sıkıntı, Emge, Eza, Cefa, Eziyet, İşkence
- Çopra kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Balık Kılçığı; Sık Çalılık
- İhlal kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Bozma, Dokunma, Zarar Verme
- Görüşme kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Sohbet, Konuşma, Musahabe, Mülakat, Müzakere, Temas, Ziyaret
- Heybetli kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Büyük, Ulu
- Çimil kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Anofel
- Muhafızlık kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Koruyuculuk
- Sanık kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Zanlı, Günahkâr, Taksirkâr, Maznun
- Enfraruj kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Kızılötesi
- Kıygınlık kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Mağduriyet
- Tıpkı kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Aynı, Tam, Tamamıyla, Tıpatıp, Özdeş, Ayrımsız, Tam Benzeri
- Sıhhi Tesisat kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Su Döşemi
- Çarpmak kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Vurmak, Hızla Değmek, Başına Geçmek, Atmak, Çalmak, Çırpmak, Dövmek
Eş Anlamlı Kelimeler Sözlüğü