Eş-Yakın Anlamlı, Anlamdaş Kelimeler Sözlüğü
-
Anane kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Gelenek, Örf
- Mai kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Mavi
- Mızırdanmak kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Sızıldanmak
- Stadyum kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Spor Alanı
- Örgütleme kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Teşkil
- Fayans kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Çini
- Adaklı kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Nişanlı
- Benzeyen kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Yakın
- Bükülme kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Devrim
- Metanet kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Dayanık, Dayanıklılık
- Onamak kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Tensip Etmek, Tasvip Etmek
- Tatbikat kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Uygulama, Deneştirme
- Öksemek kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı İstemek, Özlemek
- Basamak kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Aşama, Evre, Kerte, Derece, Ayak, Gömlek, Hane, Kademe, Merhale, Pilleken
- Koçan kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Özek
- Mahcur kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Kısıtlanmış, Kısıtlı
- Kodifikasyon kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Düzenleme
- Keşke kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Bari
- Orun kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Makam, Mesnet, Mevki, Mansıp
- Sakınmak kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Korkmak, Çekinmek, Esirgemek, Gözetmek, İhtiyat Etmek, Korumak
- Dolma kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Dalavere, Hile, Sarma, Yalan
- Terbiye Vermek kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Eğitmek
- Sorumluluk kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Boyun, Günah, Mesuliyet, Sorum
- Sürümek kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Sürüklemek
- Asillik kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Asalet
- Gururlu kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Mağrur
- Bâtın kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı İç, İç Yüz, İç Öz, Gizli, Görünmeyen
- Sanmak kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Bellemek, Bilmek, Ummak, Zannetmek, Tahmin Etmek
- Önel kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Mehil, Mühlet
- Biat kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Birinin Egemenliğini Tanıma, Tapu Kılma
- Şömine kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Buhari, Ocak
- Kuvvet kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Bilek, Cebir, Fer, Güç, Hâl, Ker, Mecal, Nüfuz, Şiddet, Takat, Zor, Yetke, Erk, Tahammül, Mukavemet
- Zengin kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Varlıklı, Varsıl, Variyetli, Verimli, Gösterişli, Çok, Bol, Bay, Kibar, Varlı
- Epidemi kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Salgın
- Namuslu kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Doğru
- Öğrenci kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Talebe, Okuvcu, Şakirt, Öğrenici
- Hiçlik kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Yokluk
- Bütün Bütüne kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Tamamıyla
- Mücre kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Mahfaza
- Çınca kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Elektron
- Verimsiz kelimesinin eş-yakın anlamı, anlamdaşı Boş, Çorak, Kısır, Sıfır, Yetersiz
Eş Anlamlı Kelimeler Sözlüğü