Ali Tutkun ile ilgili hikâyeler öyküler
Affedin Beni Kuşlar (Hayvan Sevgisi)
AFFEDİN BENİ KUŞLAR
Köy çocuğu olmak demek, doğayla iç içe bir hayat yaşamak demektir. Hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, çiçekler, böcekler? Tüm bunlarla oyun arkadaşı gibi olursunuz. Tek başınıza bile kalsanız, hiç canınız sıkılmaz. Dağda, bayırda, akşama kadar hiç yalnızlık hissetmezsiniz.
Benim çocukluğum da böyle geçti. Doğayla...devamını oku
Tahra
TAHRA
O sene öğretmenimiz:
-Çocuklar bu kış sınıflardaki sobalarda yakmak için her öğrenci okula bir eşek yükü odun getirecek, dedi.
Daha önce böyle bir şey hiç olmamıştı. Hiçbir öğretmen her öğrenci için bir eşek yükü odun istememişti. Herkes her sabah eline bir odun alır, okula öğle giderdi. Odunlar bayrak direğinin arkasına ...devamını oku
Kuduz (Hayvan Sevgisi)
KUDUZ (Hayvan Sevgisi)
-Çocuklar kaçın! Bu tarafa doğru koşun! Bırakın top oynamayı! Kuduz köpek geliyor!
Evimizin hemen yanındaki boş arsada iri taşlardan karşılıklı iki kale yapmış, patlak bir lastik topla futbol oynuyorduk. On kişi kadardık. Sesin geldiği tarafa bakınca babamın çiftesini almak için ayakkabılarını bile çıkarmadan bizim eve daldığını gördük.
İlk şaş...devamını oku
Kıvılcım (Hayvan Sevgisi)
KIVILCIM (Hayvan sevgisi)
Dudu kadın biraz hava almak için çıktığı alçak tepenin üstünde, irice bir kayanın yanına çöküverdi. Tepeye çıkana kadar oldukça yorulmuş, soluk soluğa kalmıştı. Oysa çocukluğunda bir solukta çıkıverirdi bu yokuşu. Her geçen yıl bu tepe sanki daha bir yükseliyor, yokuş daha bir dikleşiyordu. Sırtını büyücek b...devamını oku
Çöp Tenekesi (Okumanın Önemi)
ÇÖP TENEKESİ (Okumanın önemi)
Ben 1980?li yılların çocuğuyum.
Çizgi roman ve çocuk dergisi okumak bizim kuşağın en büyük eğlencelerindendi. Çünkü bizim gün boyu açık olan televizyonumuz, internetimiz, ?x box?ımız, ?play station?ımız, tabletimiz, bilgisayarımız, cep telefonumuz, mp 3, 4, 5?imiz yokt...devamını oku
Kuduz
KUDUZ (Hayvan Sevgisi)
-Çocuklar kaçın! Bu tarafa doğru koşun! Bırakın top oynamayı! Kuduz köpek geliyor!
Evimizin hemen yanındaki boş arsada iri taşlardan karşılıklı iki kale yapmış, patlak bir lastik topla futbol oynuyorduk. On kişi kadardık. Sesin geldiği tarafa bakınca babamın çiftesini almak için ayakkabılarını bile çıkarmadan bizim eve daldığını gördük.
İlk şaş...devamını oku
Cesaret
CESARET
Nihayet bu sene ilkokul bitti. Beş yıl göz açıp kapayana kadar geçiverdi.
Arslan öğretmendi ilk öğretmenim. Doğuluydu, Türkçesi aksanlıydı, bizim komşumuzdu, Hakan adında küçük bir oğlu vardı. Pek dövdüğünü hatırlamıyorum. İyi bir adamdı. Bir yıl kaldı bizim köyde, sonra tayini çıktı. Sanırım köye elektrik getirme ç...devamını oku
Nezaket
Bir işim için Kemeraltı?na gitmiş oradan dönüyordum. Bornova istasyonunda metrodan inip otobüs durağına yöneldim. 267 nolu Mevlana Mahallesi otobüsü durakta bekliyordu ama henüz kapısı açık değildi. Belli ki hareket saati daha gelmemişti. Ön kapıdan başlayıp arkaya doğru uzanan bir kuyruk vardı. Ben de kuyruğun en arkasına geçip şoförün kapıyı açmasını b...devamını oku
Şaka
ŞAKA / Ali TUTKUN
Bahardan çok yaza benzeyen, güneşin toprakta kalan son nem kırıntısını da buharlaştırmak için her yeri kavurduğu bir mayıs günüydü. Ağabeyimden bana miras kalan ve her zaman tüm kitap ve defterlerim içinde olduğu için ağırlığı dörtte bir ağırlığıma denk gelen eski okul çantam yine sırtımdaydı. Okul yolu sanki uzadıkça uzuyordu.
Nihaye...devamını oku
Tereke
TEREKE (MİRAS)
Yokuşu ağır ağır çıktı. Çünkü biraz hızlansa soluk soluğa kalıyordu. Kabullenmek zor olsa da yaş kemale ermiş, yıllar onu yavaş yavaş yaşlandırmıştı. Çok çok uzun yaşamak istiyordu oysa. Hatta hiç ölmemek!
Şanslı bir ihtiyardı o. Hep böyle derdi çevresindekilere. Üç evlat büyütmüş, hepsini evlendirmiş, iş güç...devamını oku
Yayın
YAYIN
Hayatım boyunca yakaladığım en büyük balığı nasıl yakaladığımı anlatacağım şimdi size.
Daha sekiz- dokuz yaşlarındayım. Babam köprünün yanında altı dönümlük bir mera satın aldı. Mera dediğime bakmayın, sadece iki dönüm kadarı açıklıkolan göl kenarında kare şeklinde bir ılgın ormanı. Meranın alt tarafı, yani göle kadar olan kısmı da sazlık ve kamışlık....devamını oku
Rıdvan
RIDVAN
Rıdvan yağmurlu, soğuk bir Mart günü dünyaya geldi. O yılın sonunda, soğuk bir sonbahar sabahı aramızdan ayrıldığı ana kadar, bir kuzu gibi değil bir kardeşimiz gibi sevildi.
Takvimlere göre ilkbahar gelmiş olsa da havalar henüz tam ısınmamıştı. Soğuklar ?Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır? sözünü haklı çıkarmak istermiş gibi inatla devam ediyo...devamını oku
Yeni Bilgelik Öyküleri Hikâyeleri
Ali Tutkun ile ilgili hikâyeler öyküler